iş dünyasının bilgi ambarı
Arama
LİMİTED ŞİRKETLERDE ORTAKLIKTAN ÇIKMA VE ÇIKARILMA
Yazar: RÜKNETTİN KUMKALE Y.M.M.(DÜNYA GAZETESİ)
05 / Mayıs / 2016

 

                  LİMİTED ŞİRKETLERDE ORTAKLIKTAN ÇIKMA VE ÇIKARILMA

Konu Türk Ticaret Kanunu’nun 638 ilâ 641 maddelerinde söz edilmiştir.

Limited Şirketlerde çıkma ve çıkarılmanın genel olarak hüküm altına alındığı 638. maddeye göre;

(1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.

(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.

İkinci fıkra ile ortağa haklı sebeplerin varlığında, çıkma davası açabilmesi olanağını sağlanmaktadır. Ancak belirtilen haklı sebeplerin varlığının neler  kanun maddesinde tanımlanmamıştır. İleri sürülen sebeplerin haklı olup olmadığına karar verecek olan mahkemedir. Haklı sebeplerin maddeye konulmasındaki gaye ortağın, onu ortak olmaya yönelten şartların ortadan kalkması halinde şirkette kalmaya mahkum edilmemesi ile şirketten ayrılmasını gerektiren sebepler doğduğu hallerde de şirketten ayrılamaz duruma düşmemesidir. Bu ise şahıs şirketlerinde bile kabul edilemez. Onun için haklı sebeplerle çıkma davası şahıs şirketlerine özgü ve varlığı zorunlu bir kurum olarak kabul edilmektedir.

Fıkranın son ikince cümlesi ile çıkma davası açmış bir kişinin, yargılama süresince ortaklık haklarını kullanması ve borçlarını yerine getirmekle yükümlü olmasının konumuna uygun düşmeyeceği düşüncesi ile konulmuştur.

Türk Ticaret Kanunu’nun 639 maddesinde Çıkmaya Katılma ile ilgili hükümler açıklanmaktadır.

Buna göre;

(1) Ortaklardan biri şirket sözleşmesindeki hükme dayanarak çıkma istediği veya haklı sebeplerden dolayı çıkma davası açtığı takdirde, müdür veya müdürler gecikmeksizin diğer ortakları bundan haberdar ederler.

(2) Diğer ortaklardan her biri, haberin kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde;

a) Şirket sözleşmesinde öngörülen haklı sebep kendisi yönünden de geçerliyse, kendisinin de çıkmaya katılacağını müdürlere bildirmek,

b) Açacağı bir dava ile haklı sebepler dolayısıyla çıkma davasına katılmak,

hakkına sahiptir.

(3) Çıkan tüm ortaklar, esas sermaye payları ile orantılı olarak, eşit işleme tabi tutulurlar.

(4) Şirket sözleşmesindeki hüküm sebebiyle veya haklı bir sebebin varlığı dolayısıyla bir ortağın şirketten çıkarılması hâlinde bu hüküm uygulanmaz.

            Bu madde ile, bir çıkma davası bağlamında, kendilerini çıkma davasının davacısı ortak ile aynı konumda gören, yani çıkmaya ilişkin şirket sözleşmesi hükmüne dayanacak gerekçeleri veya kendi bakımlarından haklı sebepleri bulunan ortaklara çıkma davasına katılma hakkı tanınmaktadır. Bu suretle arzu eden ortak kendisine eşit işlem yapılmasını talep edebilecek, bir diğer söyleyişle aynı olanaktan yararlanabilecektir. Çünkü, açılan davadaki haklı sebep sadece davacı ortak değil diğer bazı ortaklar için de geçerli olabilir. Davanın sadece davacı için karara bağlanması aynı durumda bulunan ortakları olumsuz etkileyebilir. Hüküm hem menfaatler dengesine hem de dava ekonomisine de uygundur. Davaya katılacak ortakların aynı şirket sözleşmesi hükmüne veya aynı haklı sebebe dayanmalarının gerekli olup olmadığı, ya da başka hüküm veya haklı sebepler ileri sürülmesinin de mümkün olup olmadığı tartışması yargı kararları ile öğretiye açıktır.   

Türk Ticaret Kanunu’nun 640. maddesi çıkarma ile ilgilidir;

(1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir.

(2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.

(3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır.

Birinci fıkrada bir ortağın şirketten çıkarılabileceği sebeplerin şirket sözleşmesinde öngörülmesine olanak tanınmıştır. Bu suretle bir taraftan şirkete, kendisi yönünden önemli olan sebeplerin varlığında şahsında bu sebepler gerçekleşen ortağı şirketten çıkarma ve istediği ortamı yaratma hakkı tanınmış diğer taraftan da ortaklar açısından hukuk güvenliği sağlanmıştır. Ortaklar hangi hallerde şirketten çıkarılacaklarını bilerek hareketlerini ona göre ayarlayacaklardır.
              Ayrıca ikinci fıkra ile ortağa çıkarmaya karşı dava açma hakkı verilme suretiyle güvence sağlanmıştır.
            640. Maddenin son fıkrası ile şirkete haklı sebeplerin varlığı durumunda ortağı şirketten çıkarma davası açma hakkı tanınmaktadır. Ortağın şirketten çıkarılması için birinci fıkrada öngörüldüğü üzere esas sözleşmede hüküm bulunmayabilir veya öngörülen hükümlere rağmen haklı bir sebep oluşmuş bulunabilir. Bu hallerde çıkarma davası şirketin devamını, huzur içinde çalışmasını sağlar.

            640. maddenin uygulanması ile ilgili olarak Bakanlığın 17 Temmuz 2013 tarih ve 67300147.431.04-848670/7630 – 5731 sayılı görüşü bulunmaktadır[1]: ”6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 640 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabilmesine ilişkin sebeplerin şirket sözleşmesinde öngörülebileceği düzenlenmiştir. Ayrıca, Kanunun 621 inci maddesinde, bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılabilmesi, önemli kararlardan sayılarak, önemli kararların, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceği hüküm altına alınmıştır.

Kanunda, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabilmesine ilişkin sebeplerin şirket sözleşmesinde öngörülebileceği ve şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı hangi nisapla şirketten çıkarılabileceği düzenlenmekle birlikte, bir ortağın şirketten çıkarılma sebeplerinin sonradan şirket sözleşmesine konulabilmesine dair sözleşme değişikliğine ilişkin kararın hangi nisapla alınacağı düzenlenmemiştir.

Bu itibarla, kuruluşta tüm ortakların şirket sözleşmesini imzalamaları suretiyle yaptıkları düzenleme aynı yönde oluşmuş ortak bir iradenin sonucu ortaya çıkan bir düzenleme olduğundan, bir ortağın şirketten çıkarılma sebeplerinin sonradan şirket sözleşmesine konulabilmesine dair sözleşme değişikliğinin, şirket sermayesini temsil eden tüm ortakların oybirliği ile alınacak karar ile gerçekleştirilebileceği değerlendirilmektedir.

            Türk Ticaret Kanunu’nun Ayrılma Akçesi üst başlıklı 641. maddesinde istem ve tutar işlenmektedir.

(1) Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir.

(2) Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla, şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler.

            Ayrılma her çeşidi ile çıkma ve çıkarılma ile doğal çıkma hali olan ölümü de kapsar. Ayrılma özellikle çıkarma, el koyucu (müsadere edici) ve cezalandırıcı bir yaklaşıma olanak vermemelidir. Birince fıkra ile getirilmesi istenilen kural, ayrılan ortağa esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin ödenmesidir. “Gerçek değerine uyan” ibaresinin kanunda tanımı yapılmamıştır. Maddenin gerekçesinde “bu ibarenin en azından “bilanço değeri”ni ifade ettiği şüphesizdir. “ ifadesi bulunmaktadır. Ancak Bilançolar her zaman şirketin gerçek değerini göstermeyebilir. Örneğin; şirket 100.000,00 TL’ye alınmış bir gayrimenkul zaman içinde değer kazanmış ve ayrılma sürecinde 1.000.000,00 TL rayiç değere ulaşmış olabilir.

            Türk Ticaret Kanunu’nun Ödeme başlıklı 642. maddesinde, ayrılan ortağa yapılacak ödemeyi düzenlemektedir.

            (1) Ayrılma akçesi;

a) Şirket kullanılabilir bir özkaynak üzerinde tasarruf ediyorsa,

b) Ayrılan kişinin esas sermaye payları devredilebiliyorsa,

c) Esas sermaye, ilgili hükümlere göre azaltılmışsa,

ayrılma ile muaccel olur.

(2) 6335 sayılı Kanun’un 42. maddesi ile kaldırılmıştır.[2]

(3) Ayrılan ortağın ayrılma akçesinin ödenmeyen kısmı, şirkete karşı, bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur. Bu husus yıllık raporda kullanılabilir özkaynak tutarının tespiti ile muaccel hâle gelir.

Bu madde ile açıklanmak istenilen, ayrılan ortağa yapılacak ödemenin zamanlama yönünden şirkete ve alacaklılara zarar vermemesi, menfaatler dengesinin hakça kurulmasıdır.
          Maddenin Gerekçesine göre; Hukukun genel ilkeleri ayrılma akçesinin ayrılma ile muaccel olmasını gerekli kılar; bu kural burada da geçerlidir. Ancak bu kural şirketin “kullanabilir öz sermayesi” varsa uygulanır. Bu da somut olayın özelliklerine bağlıdır. “Kullanılabilir öz sermaye” şirketin serbest yani bir amaca bağlanmamış yedekleri ve zararları dikkate alınarak belirlenir. Öz sermaye ayrılma payının ödenmesine yetmiyorsa esas sermayeden ödenmesi gereken miktar belirlenir. Bu miktar esas sermayenin azaltılması yolu ile serbest hâle gelir. Ayrılma akçesinin muaccel olabilmesi için ortağın ayrılabilmesi gerekir. Ortak ayrılamıyorsa, ortaklar genel kurulu gerekli onayı vermemişlerse akçe de muaccel olmaz.
          Ayrılma akçesi, sermaye kanun hükümlerine uyularak azaltılmışsa muaccel olur.

 

 



[1] Kaynak: http://www.ticaretkanunu.net/ttk-madde-640/ Erişim; 22.09.2015 S: 10.05

[2] Yürürlükten kaldırılan 2. fıkra; ‘‘İşlem denetçisi kullanılabilir özkaynak tutarını belirler. Bu tutar ayrılma akçesinin ödenmesine yetmiyorsa, işlem denetçisi esas sermayeden ne tutarda indirim yapılması gerektiğini de gösterir.’’

 

Yeni konulardan haberdar olmak için,
e-posta adresinizi giriniz.
İsim Soyisim :
E-Posta :
Sitemiz ücretsizdir, fakat içerik bilgilerinin kullanılması dahilinde kaynak belirtilmesi rica olunur.
Copyright © 2012 isvebilgi.com | iş dünyasının bilgi ambarı